Antalya, Türkiye
+0905059923660
bilgi@perspektif.org

BİR FAZLA HEP EKSİK

The Muslim Perspective

BİR FAZLA HEP EKSİK

Her şeyin metaya dönüştürüldüğü bir tüketim çağında yaşıyoruz. İnsanın bir müşteriye indirgendiği, sadece satın almakla ve nesnelerle mutlu olunabileceğinin telkin edildiği bir çağ… Tüketiyoruz, tüketmediğimizde eksik hissediyoruz. Oysa ki tükettikçe eksiliyoruz. Tamahkarlık ruhlarımızı gütmeye başlıyor. Fazla ve büyük olanın iyi olduğu düşüncesi zihnimize kazınıyor. ‘Yeterli olanı çok az bulan birine hiçbir şey yetmez’ demiş bir bilge. Hep daha fazlasını istediğimiz için bir türlü doyum noktasına erişemiyoruz. Bu da bizi ruhsal olarak oldukça yıpratıyor. Çünkü bedenimizi doyurma çabasından ruhumuzu göz ardı ediyoruz. Tüketim kültüründe beklemeyi bilemediğimiz ve anında doyum talep ettiğimiz için, ruh olgunlaşamaz. Bir çocuk gibi hemen doyurulmak ister ama her nesne onun hararetini daha da artırır.

‘Mutluluğun formülü çok açık: bir sen, bir kredi kartı, bir de mağaza’

Mutluluğa giden yolun mağazalardan geçtiği inancı büyüdükçe marka bağımlılığı da çığ gibi büyüyor. Mükemmelliğin bir simge ve ölçütü olarak marka, bize kendimizi daha değerli hissettirmeyi vaat ediyor. Bu da bizi önüne geçilemez bir harcama çılgınlığına sürüklüyor. Alış veriş merkezleri de bize en rahat imkanları sunuyor. Bu konuda bizin en büyük yardımcımız ise reklamlar. Reklamlar bize yeterince iyi olmadığımızı söyler ve ürünle özel bir bağımız olduğu yanılsaması oluşturur.

Sao Paolo’da belediye, insanları ruhsal açıdan olumsuz etkilemesin diye,  lüks tüketim ürünlerinin şehrin duvarlarında reklamını yasaklamış. Billboardlarda kocaman yazılarla bize sunulan ürünler, onlara ulaşmamız için bize yığınla mesaj veriyor. Zihinsel kirlenmemize neden olan bu reklam içimizdeki ‘harcama’ isteğini daha da arttırıyor. Ve tüm bunlardan geriye bize kredi kartı borçları ve işe yaramaz ıvır zıvır nesneler kalıyor…

‘Modern çağın insanı tüketim çılgınlığı ile tükenmişlik sendromu arasında sıkışıp kalmış sanki’

Tükettikçe tüken, tükendikçe tüket: kötü devinim. Ve bu devinim hayatımızı nereye gittiğini bilmediğimiz bir yere sürüklüyor. Maddeci aileler maddeci çocuklar yetiştiriyor. Evde iyilik, merhamet yerine tüketim ve para konuşuluyor. Her zaman daha fazlasını kazanmak ve daha çok harcamak için çabalıyoruz bu bir süre sonra üzerimizde büyük bir bıkkınlık oluşturuyor. Tüketim ekonomisi yerine kanaat ekonomisini,  müşteri yerine insanı, alışveriş merkezi yerine geleneksel çarşıyı tercih edebiliriz. ‘Aza sahip olan değil, çok için çırpınandır fakir’ demiş Seneca. Psikolojik yoksulluk, yetinmeyi bilmeyen insanın marazıdır.

‘Geri dönüşüm kutuları’

Geri dönüşüm kutusuna atılan malzemeler yeniden kullanılır hale getirilmek için işleme girer. Ama bazı şeyler vardır ki onları geri dönüşüm kutusuna atarak tekrardan kazanamayız. Bu yüzden onları kaybetmeden, kendimizin farkına varmalıyız. Müşteriden önce insanız ve değerimizi ölçen şeyler üzerimizdeki markalar değil. Hayatın geri dönüşü yok, nesnelerin dibine diri diri gömülmek istemiyorsak, vazgeçmeyi bilmeliyiz.

İclal Havva Köprücü

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir