Antalya, Türkiye
+0905342083079
bilgi@perspektif.org

ÖTEKİ PENCERE

The Muslim Perspective

ÖTEKİ PENCERE

Dünyayı yok mu etmeli yoksa dünyanın tam ortasına çiçekler mi ekmeli?

Bu dünyanın kaç şekli var sahi, kaç rengi? Dünya her yerde aynı hızla mı dönüyor? Sular her yerde berrak, ağaçlar yeşil mi?

Kudüs sokaklarında gezerken biraz daha düşündüm tüm bunları. Yahudi’nin, siyonistin, Hristiyan’ın, Müslüman’ın; gencin, yaşlının ve çocuğun gözünden dünya… Hepsinin baktığı aynı ama gördüğü farklı… En zoru ise çocukların gözünden okumak dünyayı.

Yahudi bir çocuğun garipseyen bakışlarıyla karşılaştığımda (onunla göz göze geldiğimde) başka bir kitaptan dünyayı bir kez daha okudum. Bu kitapta henüz anlamlandırılmamış çok kelime vardı. Kimileri ona düşmanmış gibi bakıyordu ama onun düşmanlıktan henüz haberi yoktu. Yahudi kimdir, Müslüman kime denir bilmiyordu. O sadece çocuktu, dondurmasını yiyip zıplayarak evine giden bir çocuk…

Aksâ’nın avlusunda koşarak yanıma gelen Müslüman bir çocuğun kitabında ise çok daha farklı renklerde yazılıydı dünya. Sevgi, merhamet, acı, umut… Bir şehrin yansımasıydı o çocuğun gözleri. Her şeyi yaşamış bir şehrin yansıması… Kalbi gök kadar geniş; yağmur ile güneş bir arada. Etrafını ören duvarların her taşında başka bir yaşam filizlenmiş. Herkese yer var onun dünyasında.

Mahalle aralarında askerlere kafa tutan çocuklar gördüm. Onlarla oyuncak gibi oynuyorlar, birbirlerini cesaretlendiriyorlardı. Onları kendilerine daha tehlikeli oyuncaklar seçmişlerdi ve dünya onlar için bir namlunun ucunda dönüyordu.

Sokakta gördüğüm her çocukta farklı bir dünya okudum. Bazılarının dünyası toz pembe bazılarınınki zifiri karanlıktı. Sokaklara, zulüm ağını germiş gibiydi ama düşündüğümüz gibi zulüm gören çocuklar sadece Müslüman çocuklar değil. Siyonist okullardan eğitim gören 5 6 yaşlarındaki çocuklar da zulüm görüyor. Evlerine bomba düşmüyor, anneleri gözleri önünde öldürülmüyor belki ama kalplerine nefret tohumları ekiliyor ve küçücük çocuklar, o yaşta, bir insanı öldürmeyi hayal edebilecek kadar kötülükle doluyor. Siyonistlerin verdiği canavarlık eğitimi çocukların elinden tüm güzel sıfatları alıyor. Ve evvela çocuklar birbirine düşman oluyor. Nedenini bile bilmeden… Bir çocuğa yapılacak en büyük zulümlerden biri de onun masumiyetini elinden almak olsa gerek. Ama siyonist aileler bununla gurur duyuyorlar. Çocuklar kalbi sökülmüş birer robot gibi büyüyor ve zaman ilerledikçe daha da itaatkâr hale geliyorlar. Ve böylece nefret baskın genlerle nesilden nesle aktarılıyor… Biz ise uzaktan uzaktan, belki farkında bile olmadan buna destek verircesine çocuklarımıza Kudüs sevgisinden önce israil nefretini aşılıyoruz. Şimdi, tam şu anda: dünyayı yok etmemeli, dünyanın tam ortasına çiçekler ekmeli… Kim bilir, çocuklar gelir belki birazdan el ele tutuşup “Düş Gören Atın Şiir”ni okurlar. Kim bilir, bahar gelir kadim şehre, hava aydınlanır ve çocukların omuzlarından yükselir sevginin tohumları…

“Sevgi aranabilir yine 
Korkusuzca say koskoca kederlerini 
Bir kuyu bulunabilir”

İclâl Havva Köprücü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir