Antalya, Türkiye
+0905342083079
bilgi@perspektif.org

VİCDAN

The Muslim Perspective

VİCDAN

Kendinden geçme, dalma. Bir şeyi bir halde görme, bulma. Duyma, duygu. İnanç.  Şuur. Bâtın ile Hakkı tanımak. İnsanın içindeki iyiyi kötüden ayırabilen ve iyilik etmekten lezzet ve kötülükten elem duyan manevî his.

İnsan, gözüne inanmayabilir; “Acaba yanlış mı gördüm” diye gözlerini ovuşturup yeniden bakabilir. Ya da aklına da inanmayabilir; “Yanlış mı anladım” diye yeniden okuyabilir. Ama vicdanı hususunda, onun bildirdikleri hakkında böyle bir tereddüde düştüğü olmaz. İnsan birçok hakikati vicdanen bilir. Vicdan kıyas etmez. Mantık yürütmez. Hipotezler kurmaz. Bunların hiçbirine muhtaç olmadan hakikati doğrudan bilir. Fakat vicdanın sesi cılızdır. Bu öyle ki kulakları sağır edebilecek kadar gür bir cılızlık. Bas bas bağırmaz vicdan. Kalbinden duyabilen, kalbinden görebilen herkesin duyabileceği en sessiz ama en gür sestir. Hakikatleri görebilmek ve kalbiyle yaşayanlardan olmak…

“Hadiseleri kalb gözü ile seyredebilenler için zamanlar ve mekanlar, hep ilahi azamet tecellileri ve ibret akışları ile doludur.” Alemi gerçekten görenler içinse, imanın bu alemdeki şahidi merhamet sahibi olmak ve vicdanının sesini işitebilmekten başka ne olabilir? Bir mü’minin bu hususta kalbinde olması gereken derinlik ve inceliği, Şeyh Sadi, Bostan ve Gülistan adlı eserinde başından geçen bir hikayeyi anlatırken, şöyle izah etmektedir:

“Farz et ki ben denizin kıyısındayım ve çok sevdiğim dostlarım da denizde boğuluyor. Söylesene, bu durumda müsterih olabilir miyim? Yüzümün solgunluğu yoksulluktan değildir. Benim yüzümü sarartan, yoksulların ıstırabıdır. Akıllı bir insan ne kendisinde ne de başkalarında bir yara görmek ister. Hamdolsun benim bir yaram yok, ama başkalarında bir yara gördüğüm vakit titriyorum, vücudum sarsılıyor. Zira vicdan sahibi olan, kendi âzâsında bir yara görmek istemediği gibi, Allâh’ın diğer mahlûkâtında da görmek istemez. Bir düşünsene, bir hastanın yanında bulunan kimse sıhhatte bile olsa içi rahat edebilir mi? Zavallı, fakir bîçârelerin hâlini gördükçe, yediğim her bir lokma bana zehir oluyor, dert oluyor.

Hemcinslerini sefâlette gören bir insan, gülistanda eğlenebilir mi hiç? Zira ağlayan birini gördüğümde, benim de gözüm nemleniyor.”

İşte bir dünya kadın olmuştuk biz de. 8 Mart 2018. Vicdan Konvoyu… Hâlâ hakikatleri görebilen, kalbiyle yaşayan bir dünya kadın, Doğu’dan Batı’dan, Suriyeli kadınların sesini duyurmak için yola çıktılar. Kulakları sağır edecek o sessiz çığlığımızı haykırdık dünyaya! Vicdanı diriltmeye muhtaçtık, çünkü onun kaybını insanlık olarak çok ağır bir şekilde ödüyoruz ve tüm insanlık adına çıktık biz bu yola.

Savaşlarda binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insan can verirken, kadınlar, çocuklar, yaşlılar savaş dışı kalması gerekirken savaşların kurbanı haline gelirken, üstelik savaşlar çok daha kıyıcı kitle imha silahlarının kullanımına sahne olurken, şiddet kol gezerken hala hem de çok daha vahşi boyutlarda… Küçük kızgınlıkların bile ardından büyük cinayetler çıkabiliyorsa şimdi… Uyuşturucu çörekleniyorsa gençlerimizin yüreğine, yeni doğan bebekler çöp konteynırlarında bulunabiliyorsa? Vakti gelmiş de geçmiyor mu bile? Vicdan yeniden dirilmeli yüreklerde, merhamet yeniden filizlenmeli… Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı görebilmeli insan koşturmacasının, dünya hırslarının arasında. Bir çiçeğin nazlı nazlı büyümesini görebilmeli, daraldıkça başını kaldırıp göğe, mavi bir nefes çekebilmeli içine. Ağlayan birinin gözyaşına ortak etmeli kendini, yakınlarını kaybetmiş bir dedenin, ninenin yalnızlığını paylaşmalı mesela… Çağımızda yaşanan bunca acıya şahit olurken, gözlerimizi yumamayız, kulaklarımızı kapayamayız, kalplerimizi perdeleyemeyiz. Bu çağın içine doğduysak vicdanı önce kalplerimizde sonra tüm alemde diriltmektir vazife! Vazifemiz çetin, vazifemiz zor… Vazifemiz zor olduğu kadar umudumuz daim. Ve bizi umudumuz diri olduğu sürece asla yenemeyeceklerdir… Çünkü “Zalimlerin en büyük korkusu vicdan sahiplerinin umududur. Çünkü o umut, hep mazlumun yanında ve onun için sürekli bir şey yapmanın derdindedir. Bilir ki bir gün yaptığı bir eylem, zalimin zulmünü bitirmeye yetecektir.”

ÇİĞDEM PATIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir